Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri olan Papa ile Hristiyan devlet yöneticileri arasındaki ilişkiler, tarih boyunca zaman zaman derin krizlere ve otorite savaşlarına sahne olmuştur. Günümüzde Donald Trump ile gündeme gelen bu gerilimler, aslında Orta Çağ'dan bu yana süregelen siyasi çatışmaların bir devamı niteliğindedir.
Tarihin en bilinen krizlerinden biri Kutsal Roma İmparatoru IV. Henry ile Papa VII. Gregorius arasında yaşanmıştır. Piskopos atama yetkisi nedeniyle aforoz edilen Henry, siyasi gücünü korumak adına karlar içinde üç gün boyunca af dileyerek tarihin en çarpıcı boyun eğme olaylarından birini gerçekleştirmiştir.
İngiltere Kralı VIII. Henry ise boşanma izni vermeyen Papa ile bağlarını tamamen kopararak 1534 yılında Anglikan Kilisesi'ni kurmuş ve Vatikan'ın İngiltere üzerindeki tüm yetkisini elinden almıştır.
Fransız İmparatoru Napolyon Bonapart da otoritesini kiliseden üstün tutan liderlerden biridir. Kendi taç giyme töreninde tacı Papa'nın elinden alıp kendi başına takan Napolyon, daha sonra Papalık Devleti'ni ilhak etmiş ve Papa'yı esir alarak aralarındaki gerilimi zirveye taşımıştır.
20. yüzyılın diktatörü Benito Mussolini ile Papa XI. Pius arasındaki ilişki ise önce uzlaşıyla başlamış, ancak gençlik organizasyonlarının ideolojik kontrolü nedeniyle faşizmin eleştirildiği bir çatışmaya dönüşmüştür.
Günümüzde ise Donald Trump, savaş karşıtı tutumu ve dış politika söylemleri nedeniyle Papa'yı açıkça hedef almaktadır. Papa'nın liberal görüşlerini ve nükleer silahlar hakkındaki duruşunu eleştiren Trump, bu gerilimi kişisel bir düzleme taşıyarak Vatikan ile Amerikan yönetimi arasındaki köklü ayrılığı gözler önüne sermektedir.
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi Paylaşın
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!